Doğanın Kraliçeleri Arılar

Doğanın yaşam döngüsünde her canlının bir görevi var. Doğmak, yaşamak ve ölmek döngüsünde ki en kritik görev ise şüphesiz arılara ait. Yaşamın devam etmesi için gerekli polen alışverişini sağlayan arılar, bu görev ile doğanın kraliçesi olma unvanını da elde etmiş durumdalar. Sadece doğal yaşamın devamı için taşıdıkları polenler değil arıları mucizevi kılan, ürettikleri besin ile de bir çok mucizenin kapısını aralan bu minik canlıların marifetleri saymakla bitmiyor.

Neredeyse Dünya var olduğundan beri çalışıyorlar

İnsanlara ait bulunan ilk fosil 300 bin yıl öncesini işaret ediyor. İnsanların Dünya da bir yaşam mücadelesi vermeye başladığı yıllarda ise arılar çoktan Dünya’yı keşfetmiş durumda. 100 milyon yıl öncesine ait bulunan arı fosilleri bu keşfin en büyük kanıtı. Yani biz henüz Dünya da yokken arılar vardı ve çalışmaya başlamışlardı bile.

Arıların gizli silahları; hız ve koku

Bu minik canlıların en önemli özelliklerinden biri de son derece hızlı oluşları. Saniyede yaklaşık olarak 230 defa kanat çırpan arıların hızına şaşmamak elde değil. Tabi hızla kanat çırpışları onları uçururken bize “vızzzz” sesi olarak yansıyor. Vızzz sesi arıların çıkardığı bir ses değil anlayacağınız, hızlı kanat çırpışları nedeniyle oluşan bir ses.

Aynı zamanda tam bir koku avcısı olan arıların 170 koku alıcısı bulunuyor. 170 koku alıcısı ile en ufak koku partikülünü bile alabilen arılar bu sayede birçok çiçek gezerek leziz ballar üretiyor. Tabi ki bu koku yeteneğini sadece bal üretmek için kullanmıyorlar. Birbirini bulmak, doğru kovanı ayırt etmek içinde kullanıyorlar. Kovanın kraliçesi tarafından salgılanan bir kimyasalla kendi kovanını ve kovan işçilerini tanıyan arılar, kovana yabancı bir arı girdiğinde yabancıyı bu yolla ayırt etmiş oluyorlar.

Bal çalışmaları

Ömrü boyunca çalışan bir arı yaklaşık olarak bir çay kaşığının 1/12’si kadar bal üretebiliyor. Yarım kilo bal üretmek içinse 2 milyon çiçek gezmesi gereken arılar sanıyoruz ki bu durumdan hiç şikayetçi değildir. Buldukları polen kaynağını diğer kovan arılarına bir dans yardımıyla belirten arıların dansı da fazlasıyla sevdiklerini söyleyebiliriz.

Zaten bir böcek olarak yenebilen gıda üreten tek tür arılar mucizevi besin ile tam bir insan dostu. 1. Dünya Savaşı sırasında yaralı askerlerin tedavisinde kullanılan bal, günümüzde de sağlık, kozmetik, gıda sektöründe oldukça fazla kullanılıyor.

Ufacık tefecik marifetli arıcık

Her bir arının beyninde yaklaşık olarak 1 milyon sinir hücresi bulunuyor. Zaman ve enerjiden verim elde etmek için vücutlarında ki elektrik akımını kullanan arılar bunu oldukça ilginç bir şekilde yapıyorlar. Poleni toplanan bir çiçeğin üzerini elektriksel bir ağ ile kaplayan işçi arı sayesinde diğer arılar poleni toplanmış çiçeğe uğramadan kendisine yeni hedefler arıyor.

6 bacağa, 2 bitişik göz 3 tekil göz ile toplam 5 göze, 2 kanada, bir nektar kesesine, toplu iğne kadar mideye sahip olan arılar ufacık bedenlerinde doğanın devamlılığı yükünü taşıyorlar.

Arılar yok olursa Dünya da neler olur?

Biyolojik çeşitlilikte ve üretim döngüsünde son derece önemli bir paya sahip olan arılar Dünya genelinde insan yiyeceklerinin %90’ını sağlayan 100 mahsulden 71’inin polenlerini taşırlar. Bu oran üretim döngüsünün neredeyse tamamını oluşturur. Yani arıların yok olması; yeşil ürün çeşitliliğinde azalma, ürün verimin de düşüş gibi sonuçlar meydana getiriyor. Ürün çeşitliliğinde meydana gelecek herhangi bir azalmanın yada polen türünün yok olması sadece biyolojik çeşitlilik olarak değil, ekonomik olarak da ciddi zararlara neden olmaktadır.

Peki arılar neden yok oluyor? Buna sebep olarak iklim değişikliği, yanlış zirai ilaç kullanımı, parazitler ve patojenleri gösterebiliriz. İklim değişikliğine bağlı olarak değişen hava sıcaklıkları arıların kuluçka süresinin kısalmasına neden oluyor. Bu durum sonunda henüz çiçeklerin tam oluşum göstermediği evre de kuluçkayı bitiren arılar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar. Son derece önemli koku yetisine sahip olan arıların kovanını bulamamasının, çiçek kaynağına ulaşamamasının sebebi ise zirai ilaçlama. Kullanılan zirai ilaçların arıların koku yeteneğinde karışıklığa neden olduğu ve yaşamlarını sonlandırdığı yapılan çalışmalar ile gözleniyor. Yapılan araştırmalara göre Çin de kullanılan kimyasallar arı popülasyonunu sonlandırmış durumdadır. Bu da Çin için oldukça tehlikeli ve üzücü bir durumu teşkil ediyor.

Arıları korumak için ne yapabiliriz?

Dünya çapında ve ülkemizde bir çok program ile arı çeşitliliğini ve popülasyonunu korumak amaçlanıyor. Dünya genelinde Çiçek Nehri, Pollinator.org Girişimleri, Fairmont Otelleri bu programların başını çekerken; ülkemizde ise “Hepimiz Aynı Kovandayız” projesi ile arılar koruma altına alınmaya çalışılıyor. Yanlış ilaçlamanın önüne geçilmesi, Ağaç ve bitki türlerinin korunması ve çoğaltılması, İnsan ve çiftçi bilinçlendirilmesi, arı yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması bu programların kapsamını oluşturuyor.