Efsaneleriyle 4 Kayıp Kıta

Kayıp Mu Kıtası

19. yüzyılda Yukatan’da ki Maya kalıntılarını inceleyen arkeolog ve gezgin Augustus Le Plongeon tarafından ortaya atılan iddianın tartışmaları hala devam ediyor. Asya ve Amerika kıtaları arasında Pasifik Okyanusunda bulunduğu tahmin edilen kıtanın Maya medeniyeti ve Antik Mısır medeniyetinin atalarına ev sahipliği yaptığı düşünülüyor. Le Plongeon’un çeviride yanlışlık yapması sonucu Mu olarak adlandırılan kıtanın büyük bir yanardağ patlaması ile sular altına gömüldüğü en kuvvetli tahmin.

Kıtanın popüler olmasını ve tanınmasını sağlayan ise James Churchward. Hindistan da askerliğini yaptığı sırada, bir tapınak rahibinden “Naga-Maya” dilini öğrenen Churchward tapınakta bulunan kil tabletleri bu dil yardımıyla okumaya başlıyor. Churchward edindiği bilgiler ile tabletler de ilk insanların yaşadığı Mu kıtasından bahsedildiğini öne sürüyor. Çok üstün beyaz ırk olarak adlandırdığı Naakal medeniyetinin Mu kıtasında yaşamını sürdüğünü, patlamanın ardından sağ kalanların bir kısmının Amerika kıtasına, bir kısmının Asya kıtasına giderek burada yeni birer medeniyet kurdukları fikri üzerinde yoğunlaşan Churchward bu konuyla ilgili bir çok kitap da yazıyor.

Dünya üzerinde bir çok medeniyetin atalarının yaşadığı düşünülen Mu kıtasında Türklerin atalarınında da yaşadığı varsayılmaktadır. Patlamanın ardından Asya kıtasına geçen oradan da Anadolu’ya göç eden Türklerin geçmişini araştırmak için Atatürk tarafından bir ekip kurulmuş ve incelemeler yapılmıştır. Churchward’ın konu ile ilgili yazdığı kitaplar getirtilmiş ve çevrileri yapılmıştır. Maya uygarlığı ile Türkler arasında ki dil benzerliği, adet ve gelenek benzerliği iddiaları kuvvetlendirse de Mu kıtasının varlığı kanıtlanamamış bir efsaneden ibarettir.

Kayıp Kıta Atlantis

Platon’un “Timaeus” ve “Critias” adlı kitaplarında bahsettiği Kayıp kıta Atlantis aynı zamanda büyük ve gelişmiş bir imparatorluk. Batı Avrupa, Afrika gibi bir çok yeri fetheden imparatorluğun ne yazık ki sular altında kaldığı iddia ediliyor.

Platon’un varsayımlarından sonra merak konusu olan Atlantis kıtasını bulmak için çok sayıda araştırma gerçekleştiriliyor. 2011 yılında arkeolog Richard Freund ve ekibi, İspanya’nın Cadiz kentinde Atlantis imajında inşa edilen anıt şehirler bulması ile Atlantis’in bir zamanlar var olduğuna dair kanıtlar güçleniyor. Burada dikkat çeken nokta ise Cadiz şehir tarihinin çok eskilere dayanması ve Platon’un kitaplarında bahsettiği konuma da uyuyor olması. Ayrıca kentin önce ki ismini olan Gades’i göz önüne alırsak efsanelerde Gadeirüs adında bir Atlantis prensinden de bahsediliyor.

Platon tarafından yazılan iki kitaptan Critias kitabının eksik oluşu kıta hakkında tüm bilgiye ulaşmamızı engelliyor. Doğu Akdeniz üzerinde Kıbrıs bandı üzerinde olduğu varsayılan kayıp kıtanın en üst noktasının kıbrıs olduğu da yapılan tahminler arasında.

Lemurya Kıtası

Lemur maymunlarına ait fosillerin günümüzde yaşadıkları çoğrafyadan çok uzakta bulunması akıllarda soru işaretleri yarattı. 19. yüzyılda jeolog Philip Sclater tarafından ortaya atılan iddia ise okları “Lemurya kıtası olabilir mi?” sorusuna çevirdi. Lemurların okyanusu geçemeyecek oluşu kıtalar arasında ki kopmalara tanık olarak gösterilerek, yapılan bir takım araştırmalar sonucunda ise Hindistan’dan Yeni Zelanda’ya uzanan büyük bir kara parçası olduğu varsayımı kuvvet kazandı. Mezozoik dönemde henüz insan yaşamı yokken suların yükselmesiyle maalesef Lemurya kıtası sular altına gömülmüş oldu.

Yapılan araştırmalar hız kesmeden devam ederken 2017 yılında bilim insanları Avustralya’nın doğusunda inanılmaz bir keşfe imza attı. Yaklaşık 5 milyon kilometrekare büyüklüğünde batık bir kıta bulan araştırmacılar Lemurya kıtası ile ilgili tartışmaları tekrardan alevlendirmiş oldu.

Sekizinci Kıta Zelandiya

Pek de kayıp sayılmayacak kadar büyük bir yüz ölçümüne sahip kıtanın yüzde 94’ü sular altında yer alıyor. Jeofizikçi Bruce Luyendyk tarafından 1995 yılında adlandırılan Zelandiya kıtasının yüz ölçümü 5 milyon kilometrekare. Kayaç yapısında ki farklılıklar, okyanus tabanında yüksekte oluşu, yüzölçümü kriterleri dikkate alındığında kıta olma özelliği taşıyan Zelandiya bilimsel bir kurum tarafından henüz kıta olarak ilan edilmemiş durumda. Bu arada kalmışlık onu kayıp kıta kategorisine yerleştiriyor.