Gizemi Çözülememiş “Somerton Adamı”

“Tamam Shud” olayı

1 Aralık 1948 de sahilde bulunan ceset üzerinden 72 yıl geçmesine rağmen gizemini hala koruyor. Avustralya’nın Adelaide’ye yakın Somerton sahilinde 40-45 yaşlarında İngiliz görünümlü bir ceset saat 6.30 sularında bulunuyor. Bir gece öncesinin çok sıcak olmasına rağmen üzerinde oldukça kalın ve etiketsiz kıyafetler bulunan cesetin üzerinden kimlik çıkmıyor. Yapılan araştırmalar sonucunda diş kayıtları, kayıp ihbarı bulunmayan vaka halk tarafından merakla takip ediliyor.

Somerton adamın bulunduğu sahil

Yapılan otopsilerin sonucunda ise ciğerlerde ve kalpte doku hasarlarına, dalakta büyümeye bağlı olarak zehirlendiği anlaşılıyor. Fakat hangi zehir kullanıldığı ise bulunamıyor.

14 Ocak 1949′ da (1 buçuk ay sonra) Adelaide istasyonunda bir bavul bulunuyor. Yapılan incelemenin sonunda bavulda etiketi olmayan kıyafetler, terlik, iç çamaşırı gibi günlük eşyaların yanı sıra; tornavida, bıçak, makas, fırça gibi eşyalarda bulunuyor. Bulunan en dikkat çekici şey ise Barbour marka ipliğe ait bir kart çünkü bu iplik cesetteki kıyafetlerde kullanılan dikiş ipiyle aynı. Bir kravatta, çamaşır çantasında yazan “keane” isminin kasıtlı olarak bırakıldığı ve maktul ile bir ilişkisi olmadığı anlaşılıyor.

İncelemeler sıraasında cesedin pantolonunda gizli bir cep bulunuyor. Bu cebin içerisinden ise “tamam shud” yazılı bir kağıt parçası çıkıyor. Deyim kelime manası olarak “tamamlandı” “bitti” manasına geliyor. Yapılan araştırmalar kağıdın Ömer Hayyam’ın Rubailer adlı kitabının son sayfasından koparıldığını ortaya çıkarıyor. Polis bu kitabın tüm kopyalarına ulaşmak amacıyla bir gazete ilanı veriyor ve kitabı aramaya başlıyor. Arabasını 30 Kasım’da Glenelg’de kapıları kilitsiz halde park etmiş bir adam, bu kitabın ilk baskılarından birini arabasının arka koltuğunda bulduğunu polisi arayarak bildiriyor. Aranılan kitabın adamda olduğunun anlaşılması üzerine kitap incelemeye alınıyor. Son sayfa da “tamam shud” kelimeleri eksik ve mikroskobik araştırma cesedin cebinden çıkan kağıdın bu kitapla uyuştuğunu doğruluyor. Kitabın arkasında ise el yazısı ile yazılmış bir takım harfler yer alıyor.

Kitabın arkasında yer alan harfler

İşin ucuna yaklaştığını düşünen polis birde telefon numarası buluyor. Bu numara cesedin bulunduğu yere yakın bir mesafe de yaşayan bir hemşireye ait. Hemşire 2. dünya savaşı sırasında Sydney’de çalışırken böyle bir kitaba sahip olduğunu ama kitabı Avustralyalı Teğmen Alfred Boxall’a verdiğini söylüyor. Araştırmaların sonunda teğmen Alfred bulunuyor ve kitabın kendisinde olduğunu eksik kısmın ise yerinde durduğunu ön kapağında ise hemşirenin el yazısıyla bir takım yazıların bulunduğunu ispat ediyor. Olayda tüm sanıkların dinlenmesi delillerin toplanmasına rağmen bir sonuca varılamıyor.

Bir parçası eksik “Tamam Shud”

Soruşturmanın sonunda adamın başından ve omuzlarından alçı bir büst yapılıyor. Daha sonra devam eden soruşturmalarda bu alçı büst kullanılıyor ve soruşturmalar hala devam ediyor. Maktulun casus olduğu yönünde ki ısrarlı iddialar ise sır perdesi.

Yapılan alçı büst

Devam eden araştırmalarda gelinen nokta ise; Hemşire Jo Thomson’in ile maktul arasında bir ilişkisi olduğu yönünde. Davanın devam eden seyrinde torunu olduğu tahmin edilen Rachel isimli kız ile maktul arasında aynı genetik kulak yapısı ve baleye bağlı şekillenen ayak kası yapısı benzerliği mevcut. Mezarın tekrardan açılarak DNA tespiti yapılması için Ekim 2019 da Güney Avustralya Başsavcısı Vickie Chapman tarafından izin verildi. Dünya kamuoyu gibi bizde merakla davanın sonuçlarını bekliyoruz.