Kusursuz Cinayet Yoktur

krystian bala nettetrend

Kitap okumak boş zamanlarımızı değerlendirmek için yaptığımız işlerin en başında geliyor. Yazarın hayal dünyasında oluşturduğu kurgu bizi bambaşka dünyalara götürürken bazen bu dünyalar pek de iyi olmuyor. İşte bu da tam böyle bir hikaye. Polisiye cinayet türünde yazılan bu kitap çözülemeyen bir cinayetin tam ortasında yer alıyor.

Tarihler 2000 yılını gösterdiğinde Polonya halkı korkunç bir cinayete uyandı. Elleri ayakları bağlı şekilde göle atılmış bulunan erkek cesedi tüm ülke de merak uyandırdı. Hemen olayı araştırmaya başlayan polis teşkilatı her yolu kullandı. Ülkenin ulusal basınında cinayet vakası ile ilgili haberler ve programlar yapılmaya başlandı. Her gün yüzlerce ihbar geliyordu. İhbarların yanı sıra olayın asla çözülemeyeceğini söyleyen aramalarda kayıtlara geçiyordu. Polis teşkilatı her yolu denese de olayı açıklığa kavuşturamadı ve dosya faili meçhul olarak kapandı.

Cinayet işleniyor

Dariusz Janiszewski kendi halinde bir adamdı. Bir otelde çalışarak hayatını kazanıyordu. Kim derdi ki elleri ayakları bağlanmış şekilde cesedi gölde bulunacaktı. Dariusz her ne kadar farkında olmasa da Krystian Bala’nın eşiyle tanıştığı gün hayatı değişmişti. Dariusz Bayan Bala ile tanışmış ve bir ilişki yaşamaya başlamıştı. Oldukça iyi giden yasak aşkları onun sonu olacaktı. Sevgilisinin kocası Krystian bir gün iki sevgiliyi görmüş ve eşine itiraf etmesi için oldukça baskı yapmıştı. Ne yazık ki Bayan Bala asla kabul etmedi. Kıskançlıktan ve sinirden gözü dönen Krystian şeytani bir plan hazırladı.

Dariusz’u takip ederek çalıştığı otelden çıktığı sırada kaçırdı. Onu bir depoya götürerek burada planını devreye sokmaya başladı. 4 gün boyunca adama sistematik ve çeşitli işkencelerde bulundu. Vücudunda bir çok yanık ve kesik olan Dariusz’a üstelik yemek ve su da vermiyordu. Vücut direnci oldukça düşen Dariusz için kaçınılmaz son yaklaşıyordu. Krystian tüm bu işkencelerin ardından Dariusz’un ellerini ve ayaklarını bağlayarak onu bir göle attı. Böylece hem cesetten kurtulmuş hemde kanıtların suda silinmesinin yolunu açmıştı. Fakat gerçeklerin su yüzüne çıkmak gibi bir huyu vardı. Çok geçmeden Dariusz’un cesedi kıyıya vurdu.

Yıl 2003 “Amok” kitabı raflarda yerini alıyor

Polis her yerde katili arayıp cinayeti çözmek için çaba mesai harcarken, Krystian hayatına devam ediyordu. Hatta “Amok” yani “cinnet” anlamına gelen bir isimle 2003 yılında kitap bile çıkardı. Kitabın konusu kıskançlıkla işlenmiş bir cinayetti.

 Polonya polis teşkilatından dedektif Jacek Wróblewski olayın peşini bırakmaya niyetli değildi. Gelen bir ihbar üzerine Krystian Bala’nın Amok kitabını okumaya başladı. Kitapta anlatılan konu Dariusz cinayetiyle oldukça benzer ve kimsenin bilmediği ayrıntıları içeriyordu. Kitap her ne kadar mahkeme de delil olarak kabul edilmese de olayın çözülmesinde büyük rol oynadı.

Dedektif Jacek, Dariusz’un kayıp olan telefonunun peşine düştü ve telefona ait imei numarasını buldu. Yaptığı çalışmalar sonunda telefonun kaçırılma olayından bir gün sonra bir internet sitesinde “chrisb[7]” kullanıcı adıyla satıldığını öğrendi. Site girişlerinde kullanılan ip adresini takip ederek bu kişinin Krystian Bala olduğunu keşfetti. Roman ilerledikçe Krystian ve olay arasında ki paralelliklere de emin oldu.

Dariusz’ın telefonuna gelen aramaları takip eden dedektif Jacek’in kaçırılmadan bir gün önce maktule bir telefon kulübesinden gelen çağrı dikkatini çekti. Telefon kartının izini süren dedektif kartın Krystian’ a ait olduğunu, kartla yapılan diğer aramaların Krystian’in çevresinde ki kişiler olduğu sonucuna vardı. Artık katilin Krystian olduğuna oldukça emindi.

Krsytian ise bu arada yurt dışındaydı ve ülkeye girişinde sessizce yakalanması kararı çıkarıldı. Ülkeye girişte yakalanan Krystian olayı haberlerde gördüğünü, cinayet kurgusu yaratmaya tutkun olduğunu dile getirerek suçları reddetti. Daha sonra ailesinin evinde yapılan bir aramada Dariusz’a ait bir kartvizit ve not defteri bulundu. Bayan Bala’nın bir arkadaşının, Bayan Bala ve Dariusz’un arasında bir ilişki olduğu yönünde ki itirafı ile Krystian suçlu bulundu ve 2007 yılında tutuklandı.

İşlediği cinayetin kusursuz olduğuna ve herkes tarafından bilinmesi gerektiğine inanan Krsytian’ın daha sonradan tv kanalını arayarak olayın çözülemeyeceğini bildiren kişi olduğu ortaya çıktı. Hatta kitabın okunması için polis teşkilatına ihbarda bulunan kişinin de Krystian olduğu anlaşıldı. Haberin patlamasının ardından ise Amok kitabı çok satanlar listesine yükseldi. Kitaptan esinlenilerek birçok film çekildi ve tiyatro oyunu oynandı. Görülen mahkemenin sonunda 25 yıl hapis cezası olan Krsytian cezasını çekmeye devam ediyor.