Ölüm Dağı: Dyatlov Geçidi

Tarihler 2 Şubat 1959’u gösterdiğinde Rusya başta olmak üzere Dünya korkunç bir haberle sarsıldı. Tecrübeli 9 dağcı kamp kurmak için çıktıkları yolculuğu ne yazık ki tamamlayamamıştı. Arkalarında ise bir dizi sansasyonel haber ve çözülemeyen bir gizem bırakmışlardı.Ural dağlarında bulunan kholat-syakhl dağında meydana gelen olay tüm dünyayı şaşkına çevirmişti. Mansi dilinde “ölüm dağı” anlamına gelen bölge adının hakkını veriyordu. Bölgeye daha sonra kamp lideri İgor Dyatlov’un anısına Dyatlov Geçidi adı verilecekti.

Başlangıçta 10 kişi olarak yola çıkan ekip 2 hafta sürecek yolculuk için oldukça heyecanlıydı. Yaşları 20 ile 23 arasında değişen grup üyeleri tecrübesiz ve deneyimsizdi. Böyle bir yolculukta başlarına gelecek olaylara pek de hazır değildiler. Grubun en tecrübeli ismi 38 yaşında ki Semyon Zolotaryov idi. Kendisi Rus ordusunda görev almış bu tarz bölgelerde hayatta kalmış başarılı bir askerdi. Grubun bir diğer üyesi jeolog Yuri yürüyüş bölgesine gelmelerinin ardından yürüyüşten vazgeçme kararı aldı. Grubun işine yarayacağını düşündüğü bir kaç parça eşyasını gruba bırakarak geri döndü. Böylece dokuz kişi kalan ekip 2 kadın 7 erkek olarak yürüyüşlerine başladı.

Yola çıkan ekip

Vizhai’den Otorten Dağı’na kadar bir yürüyüş rotası çizen ekip 28 Ocak’ta yola çıktı. Her şey planlandığı gibi ilerliyordu. Dağcılık rota kategorisinde “kategori 3” olarak adlandırılan yolculukta genç dağcıları ne yürüyüşün zorluğu nede -30 dereceleri bulan hava korkutuyordu. Dönüş yolunda kullanmak için yiyecek stoğu çadırı kuran ekip yürüyüşüne devam etti. İlk bir kaç gün 10-15 km yürüyerek yolculuklarını devam ettiriyorlardı.

İlk bir kaç gün iyi giden hava şartları birkaç gün sonra bozmaya başladı. Grup üyelerini olumsuz etkileyen bu durum grubun yürüyüş hızını düşürmeye ve planın gerisinde kalmalarına neden oldu. Semyon dışında bu tarz bölgelere alışık olmayan grup üyeleri gitgide karamsarlığa kapılmaya başladı. 31 Ocak’ta ise grubun yürüyüş güncesine şu not düşüldü: “Saatte sadece 1.5 km yürüyebiliyoruz”

Daha sonra incelenen yürüyüş güncesinde yürüyüşün ilk bir kaç gününde çevre, hava şartları, gördükleri şeylerle ilgili notlar yer alıyordu. İlerleyen günlerde ise yerel halk mansiler ile ilgili bilgiler, mansi diline ait bir takım kelimeler yazıldığı görüldü. Olayların gerçekleştiği 1 Şubat gününde ise günceye hiç bir not düşülmemişti.

Gezi planına göre 12 Şubat günü varış noktasına varması gereken ekip bağlı oldukları spor kulübüne telgraf çekecekti. Dyatlov ne yazık ki bu telgrafı çekemedi. Böyle gecikmelerin sürekli olduğunu bilen kulüp başlarda bir şüphe duymadı. Ekip üyelerinin ailelerinden gelen baskıya dayanamayarak 20 Şubat 1959’da arama ekibi yola çıktı.

Arama çalışmalarında bulunan çadır

Ordunun, polisin, halkın desteğiyle başlayan arama kurtarma çalışmaları 6 gün sonra bir sonuca ulaştı. Buldukları manzara arama ekibine kısa bir şok yaşattı. Yürüyüş ekibinin çadırı içeriden parçalanmış ve üzeri karla kaplanmıştı. Yaklaşık 500 metre yakınına kadar giden ayak izleri bir yerden sonra kayboluyordu. Büyük bir çam ağacının altında bulunan iki cesedin sadece iç çamaşırlarıyla oluşu kafaları karıştırıyordu. Daha sonra bulunan üç ceset ise çam ağacı ile kamp arasındaydı. Bu üç kişisinin kampa giderken öldüğü düşünüldü. Diğer 4 cesedi bulmak ise hiç kolay olmadı. Karın altında kalan cesetler bulunduğunda ise arama ekibi ikinci bir şokla karşılaştı. Bulunan cesetlerden birinin kafatası kırık, ikisinin göğüs kemikleri kırılmıştı. Ayrıca bir cesedin dili yerinde değildi. Tüm bu hasara karşın vücutlarında bir boğuşma, karşı koyma veya darp izi de bulunmuyordu. 6 dağcı da hipotermi, 2 dağcı da şiddetli göğüs travması, 1 dağcı da ise kafatası travması kayıtlara geçirilerek dosya kapatıldı.

Dağcıların başına ne geldiği, onları iç çamaşırları ile -30 derece neyin dışarı çıkardığı, karşılaştıklarının ne olduğu ise hala merak konusu. Olayların ardından ortaya çıkan teorilere bir göz atacak olursak ise;

Semyon isimli dağcının Rus ordusunda görev alması ve bir takım gizli işleri yürütmesine bağlı olarak askeri bir deneye kurban gittikleri teorisini ölen dağcıların kıyafetlerinde bulunan radyasyon ile de destekleyenler oldukça fazla. Bunun yanı sıra o gece gökyüzünde görünen turuncu ışıklar ile bir UFO olayı olduğunu savunanlarda azımsanmayacak kadar çok. Yerli kabile Mansiler tarafından saldırıya uğradıkları konusunda ki tez ise etrafta başka ayak izi bulunmamasıyla çürütülmüş durumda.

Dağcıların anısına dikilmiş anıt mezar

En kuvvetli teori ise; Bilmedikleri bir bölge de yürüyen genç dağcıların yerel halk Mansileri saplantı haline getirmeleri. Bu nedenle orman derinliğinden uzak duran ekip hava koşullarını daha çok hissettikleri açık alanda kamp kurmaya başlıyor. Mansileri saplantı haline getiren ekibin git gide bozulan psikolojisi yürüyüş güncesinden de anlaşılıyor. Grup içinde de anlaşmazlıkların baş göstermesiyle gerilen üyeler arasında tartışmalar yaşanmaya başlıyor. Çıplak bulunan dağcıların tartışma sonrası sakinleşmek için ayrılarak kayboldukları, göğüs ve kafa travmasına sahip dağcıların yuvarlanarak darbe aldıkları, Hipotermi nedeni ile hayatını kaybeden dağcıların hazırlıksız kamp alanını terk etmelerinden kaynaklı öldüğü söyleniyor. Bazı cesetlerde bulunamayan organların (dil gibi) ise çevredeki kemirgenler tarafından yenildiği savunuluyor.

2019 yılında Rus yetkililer tarafından yeniden açılan dava da olay çığ ve görüş eksikliğine bağlı olarak ölüme sebebiyet olarak arşivde yerini aldı. Olayla ilgili birçok film çekildi ve birçok kitap yazıldı.