Şeker Portakalından Hayata Dair Alıntılar

“İçimde konuşan küçük kuşum değildi: Yüreğim olmalıydı bu.”

“Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur.”

“- Ağlamak kötü bir şey mi?
– Ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala. Neden sordun?
– Bilmiyorum. Bir türlü alışamadım. Sanki yüreğim boş bir kafes…”

“Ah, bir mihrap dikebilsem adına.
Işığımsın, düşlerimsin.
Biricik sevgilimsin benim…”

“İnsan yüreğinin, bütün sevdiklerini içine alabilmesi için çok büyük olması gerektiğini bilmelisin.”

“Annem bana karşı çok iyidir, biliyor musunuz? Beni dövmek istediğinde, bahçeden küçük dallar koparır ve yalnızca bacaklarıma vurur.”

“Boşuna zahmet etme, Godòia. En güzeli ilk yapılan balondur. İlki başarılı olmazsa bir daha yapamaz insan ya da yapmak istemez.”

– Güzel bir köşe var. Yiyecek bir şeyler götürürüz. En çok ne istersin?
– Seni, Portuga.”

“Ey kaynak, bırak beni, diyordu,
Çiçek ağlarken.
Tepelerde doğdum,
Denize doğru götürme beni.”

“Neden hep senin yanında olmak isterdim, biliyor musun? Çünkü dünyanın en iyi insanısın. Senin yanındayken beni kimse azarlamıyor ve gün ışığının yüreğimi mutlulukla doldurduğunu hissediyorum.”

“Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.”

“Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen suratıma garip bakıyorlar, o zaman uyanır gibi oluyorum.”

“Bana öyle sıkı sarılıyordu ki hissettiğim acının birazını kendine aktarıyor gibiydi.”

“– Biliyor musun, insanları öldürüyorum Portuga.

– Bunu nasıl yapıyorsun Zeze?

– Onları unutarak…”

“Daha çok anlat” dedim.

“Hoşuna gidiyor mu?”

“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”

“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”

“Gider gibi yaparız.”

“‘Çocuk yüreği unutur ama affetmez.”

“Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum.”

+ Nen var Zeze?
– Hiç. Şarkı söylüyordum.
+ Şarkı mı söylüyordun?
– Evet.
+ Öyleyse ben sağır olmalıyım. “İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.”