Sultanahmet Meydanı Ayrıntılarında Bir Başka Tarih; Antik İstanbul Hipodromu

Tarih boyunca birçok devlete başkentlik yapmış İstanbul, günümüzde tarihi ve kültürel birçok yapıya ev sahipliği yapıyor. Her gün milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen bu kültürel ve tarihi yapılar ise geçmiş zamanlara ait birçok tarihi sırrı da temellerinde barındırıyor. Bu gün bu yapılardan birini ziyaret etmeye ne dersiniz?

Sultanahmet Camii, sütunları, dikilitaşı ile bu gün koca bir alanı kaplayan Sultanahmet meydanı eski dönemlerde oldukça önemli günlerin kutlandığı ve yarışların yapıldığı bir alandı. Hatta üzerinde tüm bu etkinlikleri yapmak için kurulmuş hipodrom bile vardı.

Romalı imparator Septimus Severus Byzantion’u (bu günkü İstanbul) Megaralılar’ın elinden zorda olsa almayı başardı. Bu kıran kırana geçen mücadelenin sonunda Septimus tek kazanan olsa da kaybeden hem Megaralılar hemde şehir olmuştu. Taş üstüne taş kalmamış şehir oldukça harap hale gelmişti. Septimus ise Byzantion halkını mutlu etmek bunu yaparken de Yeni Roma’nın başkentini inşa etmek istiyordu. Eğer yeni Romanın başkenti Konstantinopolis olacaksa şehrin en göz alıcı eserini, İtalya Roma’da bulunan Circus Maximus Hippodrome benzeri bir arena inşa edilmeliydi. Tarihler 196 yılını gösterirken Severus’un emriyle Arena inşa edilmeye başlandı. 7 yıl sonra 203 yılında ise inşası tamamlanarak görkemli yapı tamamlandı.

Septimus döneminde paganizme inanılıyordu. Henüz Hristiyanlığı kabul etmeyen Romalılarda hipodrom gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri için kullanılıyordu. Bu nedenle seyirciler ve arena arasına büyük hendekler kazılıyordu. İlerleyen dönemde Hristanyanlığın yayılmasıyla gladyatör dövüşleri yasaklandı ve arena at yarışları için kullanılmaya başlandı. Hipodromu asıl işlevinde kullanılmasını sağlayan ve yıldızlaştıran ise İmparator Büyük Konstantin’in ta kendisi oldu. Hipodroma yaptığı eklemeler ve değişikler ile işlevini arttırdı.

At nalı şeklinde 480 metre uzunluğunda,  117 genişliğinde ve 100.000 kişilik kapasitede yeniden yaptırılan hipodrom birçok tarihi yarışa ev sahipliği yaptı. Hatta hipodrom ile Büyük Saray arasına bir yeraltı geçiş yolu bile eklenmişti. İmparatorluk locası bugün Sultanahmet Cami’nin bulunduğu noktaya denk geliyordu. Hipodromun girişinde ise Lysippos’un tunçtan yaptığı 4’lü at heykeli bulunuyordu. Hipodromun bel kemiğini Spina Duvarı oluşturuyordu. Bu gün meydanda gördüğümüz Dikilitaş, Yılanlı sütun, Örme sütun ise aslında spina duvarının üzerine denk geliyor. Savaşçılar, arenanın bel kemiği Spina Duvarı’nın etrafında 7 tur atıyor ve kazanan savaşçı imparatorluk locasının önüne gelerek imparatoru selamlıyordu.

Hipodromda yapılan bir at yarışı sırasında çıkan Nika ayaklanması tarihin en kanlı isyanı olacaktı. Dönemin imparatoru İmparator Justinyanus’a karşı başlatılan isyan hipodromda bulunan 30-40 bin civarı insanın ölümü ile bastırılacak ve İmparator Justinyanus tahtını sağlamlaştıracaktı. Hipodrom, sonradan gelişen hangi olaylarla tamamen işlevini yitirdi bilmiyoruz. Osmanlı Devlet’i İstanbul’u feth ettiğinde hipodrom harabe şeklindeydi. Hatta rivayetlere göre Fatih Sultan Mehmet bölgeye elden geçirene kadar kimsesizlerin kaldığı bir alandı.

Bu gün hipodromun duvarlarının bir kısmını görmeniz mümkün. Yapıyı görmeniz için Marmara Üniversitesi rektörlüğü’ne doğru ufak bir gezinti yapmak gerekiyor. Nakilbent sokaktan aşağıya denize doğru inerseniz sağ tarafınızda tarihi kalıntılar görebilirsiniz. Aynı şekilde meydanda bulunan Dikilitaş’ı ziyaret edebilirsiniz. Yılanlı sütunun 3 tane olan yılan başları yerinde olmasa da Ayasofya’yı restorasyon çalışmalarında bir tanesi bulunmuş ve İstanbul arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Örme sütun üzerinde ki tunç ve değerli madenler yağmalanarak kaybolsa da taş sütun hala yerinde durmaktadır. Hipodromun girişinde yer alan 4 tunç at heykelini görmek içinse biraz uzağa gitmeniz gerekiyor. Latin istilaları sırasında 4 tunç at heykeli Venedik’e kaçırılmış ve San Marco Bazilikasının girişine yerleştirilmiştir. Orjinallerini korumak için bu gün heykellerin yerine birebir kopyaları sergilenmektedir.